Futbol ekonomisinin yirmi yıldır sürdürdüğü büyüme ve ulaştığı hacme paralel olarak, gerek UEFA nezdinde gerekse ulusal lisanslama sistemlerinde iki ana trende şahit oluyoruz:
Birincisi, giderek daha netleşen (ve pratiğe yaklaşan) finansal kriterler; ikincisi, bu kriterlerin düzenleyiciler tarafından daha sıkı takip edilerek yaptırımların çok daha ciddiyetle uygulanması.
Bu yazıda, Premier League’de (“PL”) yeni başladığımız 2026/27 sezonundan itibaren geçerli olacak finansal kriterleri (teknik detaylardan mümkün olduğunca kaçınarak) özetleyecek ve kulüplerimizin KAP’a bildirdiği mali tablolar üzerinden “Galatasaray ve Fenerbahçe, Premier League’de oynasaydı nasıl bir tabloyla karşılaşırdık?” sorusu üzerinden kısa bir değerlendirme yapacağım.
Premier League’deki Yeni Kuralların Özeti
PL kulüpleri, Kasım 2025’de aşağıda özetlediğim yeni finansal kriterleri onayladı. Bu sayede, daha önce yürürlükte olan Karlılık ve Sürdürülebilirlik Kuralları “Profitability and Sustainability Rules (PSR)” artık devreden çıkmış oldu.
Yeni kurallar, iki başlıktan oluşuyor:
- Kadro Maliyet Oranı Kuralları – “Squad Cost Ratio (SCR)” – 14 kabul, 6 ret oyuyla kabul edildi
- Sürdürülebilirlik ve Sistemik Dayanıklılık Kuralları – “Sustainability and Systemic Resilience (SSR)” – oybirliğiyle kabul edildi
Bu iki ana başlığa biraz daha yakından bakmak gerekirse:
Kadro Maliyet Oranı Kuralları – SCR
Bu kurallar, sezonluk olarak kulüplerin saha içi harcamalarının toplam gelirlerine olan oranını ölçmektedir. Saha içi harcamalar ise üç kalemden oluşmakta:
- a) Sporcu ve teknik kadro giderleri
- b) Bonservis harcamalarının amortismanları
- c) Temsilci (menajerlik) giderleri
“Saha içi” gider olarak sayılmayan kalemler: akademi giderleri, kadın futbolu giderleri, idari kadro, stadyum/altyapı giderleri ve diğer saha dışı giderler. Not: akademi ve kadın futbolundaki gelirler, kulübün toplam gelirlerine dahil edilirken, bu faaliyetlerin giderleri toplam kulüp giderlerine eklenmemektedir.
Gelir olarak değerlendirilen kalemler: Futbol faaliyetlerinden elde edilen gelirler (maç günü gelirleri, ticari (sponsorluk, reklam vb) gelirler, yayın gelirleri, turnuva gelirleri ve transfer faaliyetlerinden elde edilen net kar.
Kulüplerin Uymak Zorunda Olduğu Kurallar:
Tüm PL kulüplerinin Kadro Maliyet Oranı’nın %85’in altında olması şarttır.
UEFA turnuvalarına katılan kulüplerin Kadro Maliyet Oranı’nın ise %70’in altında olması şarttır.
İhlal ve Yaptırımlar:
- i. Kadro Maliyet Oranı %85’in üzerinde ancak %115’in altında olan kulüpler için, %85’in oranını aşan tutarın, aşım yüzdesi ile çarpımı kadar parasal ceza. (Örnek: Kulübün Kadro Maliyet Oranı %90 ve aştığı tutar 10 milyon Euro ise, 10 milyon x %5 = 500 bin Euro para cezası).
- ii. Kadro Maliyet Oranı %115’in üzerinde olan kulüpler için, otomatik 6 puan silme cezası, artı aşılan her 6.5 milyon GBP için ilave 1 puan daha silme cezası.
İlgili cezaların, ihlalin gerçekleştiği sezon için uygulanacağını da hatırlatalım.
Galatasaray’ın Kadro Maliyet Oranı Hesabı
PL’in yaptığı son derece basit tanımlamaya göre, Kadro Maliyet Oranı şu formülle hesaplanıyor:
= (Sporcu ve Teknik Kadro Giderleri + Bonservis Amortismanları + Menajerlik Giderleri) / (Faaliyet Gelirleri + Transfer Karı)
Galatasaray Sportif A.Ş.’nin, 11.08.2026 tarihinde KAP’a yaptığı bildirimde, 2025/26 sezonunun konsolide mali tabloları ışığında bu oran aşağıdaki gibi hesaplanmaktadır:
2026 Mali Yılı (milyon TL)
Sporcu ücretleri: 8.122
Teknik kadro ücretleri: 1.313
Amortisman: 4.062
Menajerlik giderleri: 1.027*
Toplam: 14.524
Faaliyet Gelirleri: 14.438 (Mağazacılık dışı gelirler)
Mağazacılık Brüt Karı[1]: 3.676
Net Transfer karı: 7
Toplam: 18.121
Dolayısıyla Galatasaray’ın Kadro Maliyet Oranı: 14.524 / 18.121 = %80,15 olarak hesaplanmaktadır ki bu da mevcut PL Kadro Maliyet Oran sınırı olan %85’in altında olmakla beraber, yukarıda da değinildiği gibi UEFA turnuvalarına katılacak kulüplerin uyması gereken %70 sınırının üzerindedir.
Dolayısıyla Galatasaray’ın Kadro Maliyet Oranı: 14.524 / 18.121 = %80,15 olarak hesaplanmaktadır ki bu da mevcut PL Kadro Maliyet Oran sınırı olan %85’in altında olmakla beraber, yukarıda da değinildiği gibi UEFA turnuvalarına katılacak kulüplerin uyması gereken %70 sınırının üzerindedir.
Öte yandan, Galatasaray’ın mevcut ücret dinamikleriyle UEFA gelirlerinin azalması veya Avrupa’ya gidememesi gibi bir olumsuz senaryoda, düşecek maç günü gelirleri görmezden gelinse dahi Kadro Maliyet Oranının %96’ın üzerine çıkması muhtemeldir.
* Konu dışı olsa da, kulübümüzün yılda 20 milyon Euro menajerlik ücreti ödediğine üzülerek dikkat çekmek zorundayım.
Fenerbahçe’nin Kadro Maliyet Oranı Hesabı
Aynı analizi Fenerbahçe Futbol Yatırımları A.Ş.’nin 2025/26 sezonu için KAP’a bildirdiği mali tablolar ışığında gerçekleştirince karşımıza aşağıdaki tablo çıkıyor:
2026 Mali Yılı (milyon TL)
Ücretler: 9.705
Teknik kadro ücretleri: – (belirtilmemiş, ücretlerin içinde olmalı)
Amortisman: 4.381
Menajer giderleri: 571
Toplam: 14.657
Mağazacılık hariç hasılat 9.283
Mağazacılık brüt kar 2.782
Net Transfer karı: 2.190
Toplam Gelir: 14.255
Bu rakamlar ışığında Fenerbahçe’nin Kadro Maliyet Oranı: 14.657 / 14.255 = %102,8 olarak hesaplanmaktadır ki bu da yukarıda açıklanan kurallar gereği bir para cezasını gerektirecek bir seviyedir.
Bu rakamlar ışığında Fenerbahçe’nin Kadro Maliyet Oranı: 14.657 / 14.255 = %102,8 olarak hesaplanmaktadır ki bu da yukarıda açıklanan kurallar gereği bir para cezasını gerektirecek bir seviyedir.
Sürdürülebilirlik ve Sistemik Dayanıklılık Kuralları- SSR
Kadro Maliyet Oranı kurallarına paralel olarak uygulanacak SSR kuralları ise, kulüplerin genel mali sağlığını gözetmek üzerine hayata geçti. Bu kurallar, kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere aşağıdaki üç testi kapsıyor:
a. İşletme Sermayesi Testi (kısa vade)
Aşağıdaki formüle göre her ay hesaplanan İşletme Sermayesi’nin, 12.5 milyon GBP’den yüksek olması gerekiyor:
Tahmin edilen nakit bakiyesi + Nitelikli işletme sermayesi fonları > 12.5 milyon GBP
Bu formülde atıfta bulunulan “nitelikle fonlar” ise, 28 gün içinde kullanılabilecek boştaki krediler, alacaklar ve diğer nakit fonlar olarak tanımlanıyor.
Likidite Testi (orta vade)
Bu test, kulübün yaklaşık 2 sezon boyunca mali açıdan sağlam kalıp kalamayacağını ölçmeyi amaçlarken, küme düşme veya UEFA turnuvalarına katılmama, ana sponsorlardan birini kaybetme gibi “şok” durumlarında oluşacak gelir kaybının etkilerini ortaya koyuyor. Aynı zamanda acil durumlarda kulübün oyuncu satmak zorunda kalması haline karşı oyuncuların piyasa değerlerini dikkate alıyor.
Test, “Likidite Rahatlığı” olarak tercüme edilebilecek şu formülün mevcut sezon ve bir sonraki sezon için en az 0 olmasını kulüplere şart koşuyor:
= Kısa Vadeli Varlıklar + (Kadro Piyasa Değeri x %40) – Kısa Vadeli Yükümlülükler – £85 milyon Stres Test Değeri
Bu hesaplamada kullanılan 85 milyon GBP, aslında PL kulüplerinin asgari yayın gelirine yakın bir tutara karşılık geliyor.
Galatasaray için bu parametreyi hesaplayacak olursak:
Kısa Vadeli Varlıklar: 4.853
Kadro Değeri x %40: 7.106 (323 milyon EUR Transfermarkt değeri x 55 EURTRY kuru x 0,4)
Kısa Vadeli Yükümlülükler: 19.374
Stres Testi Tutarı: 3.112 (KAP verilerindeki 2025/26 sezonundaki UEFA gelirleri)
Bu durumda Galatasaray’ın “Likidite Rahatlığı”, negatif 10.527 milyon TL gibi oldukça endişe verici bir seviyede oluşmaktadır.
Fenerbahçe için bu parametreyi hesaplayacak olursak:
Kısa Vadeli Varlıklar: 7.260
Kadro Değeri x %40: 7.304 (332 milyon EUR Transfermarkt değeri x 55 EURTRY kuru x 0,4)
Kısa Vadeli Yükümlülükler: 12.795
Stres Testi Tutarı: 1.100 (Fenerbahçe’nin 2025/25 sezonunda önemli bir UEFA geliri olmadığı için, “şok” gelir kaybı olarak yaklaşık 20 milyon EURO karşılığı 1.100 TL varsayılmıştır)
Bu durumda Fenerbahçe’nin “Likidite Rahatlığı”, pozitif 669 milyon TL gibi PL kriterini karşılayacak bir seviyede gerçekleşmektedir.
Pozitif Özsermaye Testi (uzun vade)
Özsermaye testi,
= Toplam Yükümlülükler ÷ “Düzeltilmiş” Varlıklar
formülü kullanılarak hesaplanıyor ve bu oranın 2026/27 sezonu için %90’ın, 2027/28 sezonu için %85’in, 2028/29 sezonu (ve sonraki sezonlar) için ise %80’in altında olma şartı getiriliyor.
Burada “Düzeltilmiş” varlıklar hesaplanırken, “Kadronun Piyasa Değeri” göz önüne alınıyor. PL buradaki piyasa değeri için bağımsız değerlemeyle hesaplanacak resmi tutarları göz önüne alacağını ifade ediyor. Bu değerleme konusu oldukça sıkıntılı ve günün sonunda her zaman hata payı içeren bir nokta olsa da, PL en azından futbol kulüplerinin en önemli varlığı olan futbolcu ekonomik haklarının bilançolarda piyasa değerlerinin altında yansıması (düşünün ki altyapınızdan Messi’yi dahi çıkarıp profesyonel sözleşme imzalasanız, veya serbest statüdeki bir Mbappe’yi transfer etseniz dahi bilançonuzdaki değerleri sıfır olarak görünmekte) şeklinde özetlenebilecek yapısal sorunu görmezden gelmeyerek olumlu bir adım atmış.
İhlal ve Yaptırımlar:
Kulüplerin, yukarıda özetlediğim Sürdürülebilirlik ve Sistemik Dayanıklılık (SSR) kurallarını ihlal etmesi halinde aşağıdaki yöntem izlenecek:
- Tedaviye yönelik adımlar: İlk etapta kulübün Gönüllü Harcama Limiti, Nakit Sermaye Artırımı veya Borç Azaltma gibi proaktif adımlar atması istenecek.
- İş Planı Zorunluluğu: İhlal yapan kulübün, PL’e bir İş Planı sunarak SSR kurallarıyla nasıl uyum sağlayacağını detaylı bir şekilde ispat etmesi gerekecek.
- Kulübün Tatmin Edici bir İş Planı Sunamaması durumunda (özellikle mali konularda sorumsuzca davranma geçmişine sahipse), Premier League Yönetim Kurulu, aşağıdaki tedbirlerden uygun gördüklerini alabilecek:
- Kulübün her yeni sporcu sözleşmesinde PL onayı alması
- Kulübe harcama limiti getirilmesi
- PL Disiplin Yönetmeliği’nde belirtilen diğer sportif yaptırımlar (puan silinmesi, para cezası vb.)
Sonuç ve Değerlendirme
Premier League tarafından ortaya konulan yeni mali kriterlerin, futbol kulüplerinin hem karlılıklarını, hem nakit akışlarını, hem de bilanço dengelerini koruma adına son derece ciddi, pratik ve somut adımlar olduğunu söyleyebilirim.
2012 yılında UEFA’nın Finansal Fair Play ile başlattığı (adı 2024’te Finansal Sürdürülebilirlik olarak değiştirildi), daha sonra pek çok UEFA üyesi ulusal federasyonun lisans kriterlerini sıkılaştırarak sıkı takipçisi olduğu bir döneme tanık olduk. Bu tür düzenlemelere yapılan her güncelleme, pratikte yaşananları da göz önüne alarak daha gerçekçi ve yalın bir nitelik kazanıyor.
Dünya futbolunda bu olumlu adımlar atılırken, aynı dönemde Türk futbolunun düzenleyicisi olan TFF ise, profesyonel kadroların yetkinliğine karşın ne yazık ki bu konularda çağ dışı bir görüntü sergilemekte, her geçen gün dünyadaki uygulamaların daha da gerisinde kalmaktadır.
Transfer çalımları, hakem yanlışları gibi günlük konulara odaklanan kamuoyumuz ise bir yandan her gün Youtube kanallarında Türk futbolunu kurtarırken, kulüplerimizin genel kurullarında mali gerçeklere dikkat çeken birkaç cılız ancak iyi niyetli sese dahi kulak vermemekte, adeta “tarihte çoğunluğun haklı olduğu tek bir durum dahi gösterilemez” hipotezinin ispatı olmak için yarışır durumdadır.
Sorunun çözümü, yazının başında da belirttiğim gibi, yabancı hakem eğitmeni, yabancı hakem, uluslararası yıldız transferler falan değil, Türk futboluna uluslararası uygulamaları getirecek ve bunları kimsenin gözünün yaşına bakmadan hayata getirecek bir DÜZENLEYİCİ getirilmesinden geçmektedir.
Sorunun çözümü, yazının başında da belirttiğim gibi, yabancı hakem eğitmeni, yabancı hakem, uluslararası yıldız transferler falan değil, Türk futboluna uluslararası uygulamaları getirecek ve bunları kimsenin gözünün yaşına bakmadan hayata getirecek bir DÜZENLEYİCİ getirilmesinden geçmektedir.
[1] Premier League Handbook 2026-27, sayfa 305, bölüm A.1.19 (b) burada açıklandığı gibi, lisanslı ürün faaliyetlerinin brüt karı futbol geliri olarak eklenilmekte, cironun tamamı değil.
